
Uzun yıllar Ardahan Göle Orman işletmesinde çalışıp emekli olan, YENİ Parti Göle İlçe Başkanı Recai Özalp, Göle Ormanlarında yapılan ağaç kesimine tepki gösterip, ağaç kesimin doğaya ve çevreye verdiği zararları tek tek izah etti.
YENİ Parti Göle İlçe Başkanı Recai Özalp Açıklaması Şöyle;
Yıllarca orman teşkilatının her kademesinde emek vermiş, o ağaçların dilinden anlayan ve toprağın nasıl işlenmesi gerektiğini yaşayarak öğrenmiş bir ormancı gözüyle bakıldığında, Göle ormanlarında yaşanan bu durumun yarattığı derin endişeyi ve haklı isyanı anlamamak imkansızdır. Ormancılık, sadece ağaç kesip yerine yenisini dikme faaliyeti değil; bir ekosistemi, o ekosisteme bağlı su kaynaklarını, meraları ve en önemlisi o coğrafyada yaşamını sürdüren insanı koruma sanatıdır. Göle gibi yüksek rakımlı, iklim koşullarının son derece sert ve hassas dengeler üzerine kurulu olduğu bir bölgede yapılan hatalı müdahaleler, ne yazık ki geri dönüşü olmayan ekolojik ve ekonomik yıkımlara zemin hazırlamaktadır.
Sözde teknik gerekçelerle ve “gençleştirme” (temsil/tecdit) adı altında yürütülen, ancak sahadaki gerçeklerden kopuk olan bu plansız kesimlerin doğurduğu ve doğuracağı zincirleme olumsuzlukları şu başlıklar altında derinlemesine incelemek gerekir:
1. Hidrolojik Dengenin Bozulması ve Su Kaynaklarının Kuruması
Göle’nin sarıçam ormanları, bölgenin en büyük su depolarıdır. Ağaçlar, kökleriyle toprağı tutarken aynı zamanda yağış sularının yer altına sızmasını sağlayarak akiferleri (yer altı su kaynaklarını) besler. Orman örtüsünün bilinçsizce seyreltilmesi veya tıraşlanması şu sonuçları doğurur:
• Yer Altı Sularının Çekilmesi: Ağaç varlığının azalmasıyla birlikte, yağışların toprağa sızma oranı düşer ve yüzey akışına geçen sular hızla bölgeyi terk eder. Bu durum, yer altı su tablalarının derinleşmesine ve zamanla kaynak sularının tamamen kurumasına yol açar.
• Dere Yataklarının Kuruması: Doğal birer su süzgeci ve düzenleyicisi olan ormanların tahrip edilmesi, derelerin beslenme kaynaklarını kurutur. Yaz aylarında debisi düşen veya tamamen kuruyan dereler, bölgedeki ekolojik yaşamı ve tarımsal faaliyetleri doğrudan baltalar.
2. Rüzgar Perdelerinin Yok Olması ve Mikroklimatik Değişim
Yüksek platolarda ormanlar, sadece kereste kaynağı değil; aynı zamanda bölgeyi sert ve kurutucu rüzgarlardan koruyan devasa birer rüzgar perdesi (rüzgar kıran) işlevi görür.
• Rüzgarın Yıkıcı Etkisi: Orman dokusunda açılan zamansız ve tekniğe aykırı büyük boşluklar, rüzgar koridorları oluşturur. Bu durum, ayakta kalan diğer ağaçların da fırtınalarda devrilmesine (rüzgar devriği) yol açarak orman bütünlüğünü daha da bozar.
• Nem Kaybı ve Kuraklaşma: Rüzgar. önündeki engeller kalktığında, şiddetli rüzgarlar toprağın ve yüzey bitki örtüsünün nemini hızla emerek buharlaşmayı artırır. Bu durum, Göle’nin o kendine has serin ve nemli mikroklimasını bozarak daha kurak ve sert bir iklim yapısına geçişi hızlandırır.
3. Hayvancılık ve Meralar Üzerindeki Sosyo-Ekonomik Yıkım
Göle halkının en önemli geçim kaynağı olan büyükbaş hayvancılık, doğrudan bu doğal dengenin kalitesine bağlıdır. Orman ve mera bir bütündür; ormanın yok oluşu merayı doğrudan vurur.
• Meraların Erken Kuruması: Nem dengesinin kaybolması ve yer altı sularının çekilmesiyle birlikte, hayvancılık için hayati önem taşıyan alpin çayırları ve meralar henüz yaz ortası gelmeden kuruyup verimsizleşir. Ot kalitesinin düşmesi, hayvanların beslenmesini ve dolayısıyla süt/et verimini doğrudan düşürür.
• Yöre Halkının Mağduriyeti: Su kaynaklarının azalması ve meraların çölleşmesi, göç dalgalarını tetikleyen ve bölge ekonomisini felç eden sosyal bir probleme dönüşür. Doğasına ve toprağına bağlı yerel halk, geçim olanakları ellerinden alındığı için ciddi bir ekonomik çıkmaza sürüklenir.
Teknik ve Bilimsel Çözüm Yolları Ne Olmalıdır?
Orman mühendisliği ve kadim ormancılık etiği, ekonomiyi ekolojinin önüne koymayı reddeder. Göle ormanlarının kurtarılması ve bu zararların durdurulması için acilen şu adımlar atılmalıdır:
• Tıraşlama ve Ağır Müdahaleler Durdurulmalıdır: Göle gibi hassas ekosistemlerde, geniş alanlarda yapılan sert kesimler yerine, doğayı taklit eden seçme ormancılık veya çok küçük alanlarda kademeli gençleştirme yöntemleri uygulanmalıdır.
• Ekosistem Tabanlı Fonksiyonel Planlama: Orman yönetim planları hazırlanırken sadece “üretilecek kereste miktarı” (etaj) değil; su koruma, toprak muhafaza ve rüzgar önleme gibi ormanın fonksiyonel faydaları ön planda tutulmalıdır.
• Yerel Dinamikler ve Uzman Görüşü Dikkate Alınmalıdır: Ormanı en iyi bilen yerel personelin, emekli ormancıların ve bölge halkının deneyimleri ile akademik çevrelerin bilimsel verileri harmanlanmalı, masa başında yapılan planlar sahaya dayatılmamalıdır.
Doğanın dengesini bir kez bozduğunuzda, onu milyarlarca lira harcayarak bile eski haline getirmek yüzlerce yıl alır. Göle’nin geleceği, meraların yeşilliği ve derelerin gür akması için ormanlarımıza ticari birer depo olarak değil, yaşamın kaynağı olarak bakılması şarttır.