DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Erkan Sarıkaya TÜM YAZILARI

Celil Ünlü’den Köyüne Taziye Evi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Celil Ünlü’den Köyüne Taziye Evi

Ardahan Vakfı Başkanı Celil Ünlü, doğduğu  Ardahan Meşedibiköyü’ne  Kültür Evi yaptırıyor. Başkan Ünlü, temel atma töreni ardından sosyal medya sayfasından bir açıklama yaptı.

Ardahan Vakfı Başkanı Celil Ünlü Basın Açıklaması Şöyle;

Kıymetli Hemşerilerim, Değerli Köylülerim, Canlarım…

Bugün karşınızda herhangi bir sıfatla değil; içinizden çıkmış, bu toprakların havasını solumuş, acıyı da yalnızlığı da bu topraklarda öğrenmiş bir kardeşiniz, bir evladınız olarak duruyorum.

Takvimler 16 Eylül 1990 yılını gösterdiğinde, henüz 11 yaşında gencecik bir çocukken, sadece okuyabilmek, bir parça gelecek bulabilmek ümidiyle köyümden ayrıldım. Arkamda çocukluğumu, öksüzlüğünü, kimsesizliğimi, ailemi bırakıp Yatılı Bölge Okulu’nun (YİBO) o soğuk koridorlarına adım attım. Ardından Ardahan Lisesi günlerim başladı. Fakat yoksulluk yakamı bırakmadı; pansiyon parasını ödeyemediğim için ikinci dönem beni o pansiyondan attılar. Bir öğrenci evine sığındım; bir yandan okumaya çalıştım, bir yandan her ne iş bulduysam çalıştım.

Ama Ardahan’ın kışı çetindir, iş biter, hayat durur… Kış kapıya dayandığında iş bulamaz oldum. Yeni Mahalle’de her zaman borç ekmek aldığımız o mahalle bakkalı da bir gün borç vermeyi kesince, günlerce aç kaldım. O dondurucu Ardahan soğuğunda açlıkla ve çaresizlikle baş başa bırakılan gencecik bir çocuktum… Sonunda dayanamadım; cebimde tek bir kuruşum olmadan, ayağımda bir çift yırtık ayakkabıyla, bir otobüse kaçak bir yolcu olarak binip İstanbul’un o devasa kalabalığına kaçtım. O günden sonra içimdeki o kırgınlıkla, o büyük hasretle 2008 yılına kadar tam 18 yıl boyunca Ardahan’a hiç gelemedim, gidemedim…
Ama pes etmedim. İstanbul sokaklarında dişimle, tırnağımla kazıya kazıya, gecemi gündüzüme katarak büyüdüm. Yüce Allah bana büyümeyi, kazanmayı ve en önemlisi o günlerin acısını unutturacak paylaşmayı nasip etti.

2008 yılında memleketime geri döndüğümde, artık ayakları yere basan, o yırtık ayakkabılı günleri unutmayan bir iş insanıydım. Gelir gelmez, benim gibi çocukların kaderi değişsin, kimse aç ve kimsesiz kalmasın diye binlerce çocuğun hayatına dokunacak olan Ardahan Vakfı’nın kurucu başkanlığını üstlendim ve hep birlikte o büyük yuvayı kurduk. Bugüne kadar sayısını benim bile unuttuğum evladımıza burs vermeye çalıştım; nerede bir yetim, bir gariban varsa elimi uzattım. Çünkü ben o Yeni Mahalle’deki bakkalın önünde aç beklemenin, pansiyondan atılmanın acısını çok iyi biliyordum.

Ama hep içimde büyüyen, beni geceleri uyutmayan bir dua daha vardı: “Bir insanoğlu bu dünyadan göçüp giderken, arkasına mutlaka şahsi, kalıcı bir eser, bir hayır duası bırakmalı.” Ben de bu dünyaya, beni var eden bu topraklara silinmeyecek bir çivi çakmak istedim.

Rabbime şükürler olsun ki, hiç kimseden tek bir kuruş destek almadan, hiçbir kurumun veya oluşumun gölgesine sığınmadan, tamamen kendi helal kazancımla, kendi şahsi bütçemle bu Kültür Evi’nin her bir taşını, her bir tuğlasını tek başıma karşılıyorum. Bu benim doğduğum topraklara, o gün sokakta kalan o küçük çocuğa şahsi vefa borcumdur.

Bu eseri büyük şehirlerin şatafatlı meydanlarına değil, doğrudan kendi köyüme, sizlerin yanına yapıyorum. Köyümüzün o pırıl pırıl gençleri, benim yatılı okul köşelerinde, pansiyon kapılarında, gurbet ellerde çektiğim o ağır yalnızlıkları, o açlıkları çekmesinler diye… Onlar bilimle, kitapla, kültürle kendi topraklarında büyüsünler, yarınlara umutla baksınlar diye…

İşte bu yüzden, içimde ukde kalan o iki büyük tarihi, bu eserimizin dönüm noktası yaptık: Kaderimi bir çift yırtık ayakkabıyla İstanbul’a doğru çizen o günün yıl dönümünde, yani 30 Haziran’da Kültürevi’mizin temelini hep birlikte attık. Nasip olursa; 11 yaşımda köyümden okumak için ilk kez ayrıldığım, o gözü yaşlı çocuk olduğum günün yıl dönümünde, yani 16 Eylül’de de buranın açılışını yine hep birlikte, omuz omuza yapacağız.

Bu çatı sadece taştan, duvardan ibaret olmayacak. Burası bizim yeni yuvamız olacak: İçinde uzaktan gelen misafirlerimizi ağırlayacağımız sıcak bir Misafirhanemiz, köyümüze hizmet edecek bir İmamevimiz, kadınlarımızın ve erkeklerimizin huzurla ibadet edeceği Mescitlerimiz olacak. Birlikte lokmamızı bölüşeceğimiz kocaman Mutfaklarımız, gençlerimizin geleceğini inşa edecek zengin Kütüphanelerimiz olacak. Ve en önemlisi; iyi günümüzde de kötü günümüzde de bir arada olacağımız, acımızı paylaşacağımız Kadın Taziye Evi ile Erkek Taziye Evi bu çatının altında yükselecek.

Bu gurur, bu eser tüm köyümüzündür. Bu büyük rüyanın hayata geçmesi için en değerli varlıkları olan arsayı bu hayra bağışlayan kıymetli Mehmet Dağlı’ya ve onun değerli kardeşlerine de köyümüz adına sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Temelini attığımız bu sevdayı tamamına erdirmeyi Yüce Allah’tan niyaz ediyor; dualarını benden esirgemeyen tüm köylülerime, ata baba dostlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum.

Saygılarımla

Celil ÜNLÜ