Anasayfa / Gündem / Nerden çıktı bu Koronavirüs: Nedir Nasıl mücadele edilir?

Nerden çıktı bu Koronavirüs: Nedir Nasıl mücadele edilir?

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) mikroskoptaki görünüşünün bir taca ya da taç küreye benzediğini, memeli ve kuşların ilk dereceden solunum sistemini ya da üst gastrointestinal sistemini etkilediğini artık neredeyse herkes biliyor.

Çoğu koronavirüs tipinin enfeksiyon sırasında yalnızca grip benzeri semptomlara neden olurken, SARS, MERS-CoV virüslerinin ise üst ve alt solunum yollarını etkileyerek kişilerde şiddetli solunum yolu hastalıklarına ve çeşitli komplikasyonlara neden olabildiğini de artık herkes biliyor.

Peki yakalanan kişilerin akut inflamatuar yanıttan şikayetçi olduğu SARS ve MERS’e benzer semptomlara neden olan yeni tip virüs Kovid-19?

Şarku’l Avsat’ın sorularını cevaplayan Tayba Üniversitesi Tıbbi Moleküler Viroloji Profesörü Dr. İlham Talat Kattan, bu virüs karşısında şuana kadar henüz güvenilir bir aşı ya da ilaç olmadığını ifade etti.

Kattan, Kovid-19 virüsünün tedavisine ulaşmak veya yayılmasını önlemek için önce kaynağını, nasıl bulaştığını ve tekrarlandığını anlamamız gerektiğine değindi.

Kovid-19 kısaltması ne demek?

Birleşmiş Milletler’e bağlı UNICEF’in raporuna göre; Kovid-19 adının açılımı “Ko” harfleri korona, “vi” harfleri virüs, “d” harfi ise İngilizce’deki “disease (hastalık)” kelimesinden gelecek şekilde. 19 sayısı ise 2019 yılında görüldüğüne işaret ediyor.

Hayvansal kökenli

Dr. Kattan, hem SARS hem de MARS virüslerinin hayvansal kökenli viral hastalıklar olduğunu, yani bunları ilk kapan kişinin doğrudan hayvanlar ile temas ettiğini belirtiyor. Kattan’ın ifadelerine göre, hayvanda bulunduğu (konakçı) ve taşındığı sırada bir dizi genetik mutasyon geçiren bu virüsün mutasyonu mümkündür. Bu yüzden insanlara da bulaşarak çoğalabilir, bir kişiden diğerine geçebilir. Saha çalışmaları, virüsün kaynağının yarasa olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Hastaneye yatırılan ilk hasta grubunun, Vuhan’da bulunan işlenmiş et ya da kümes hayvanları, eşek, koyun, domuz, deve, tilki, porsuk, sıçan, fare, kirpi ve sürüngenler gibi canlı hayvanların da satıldığı yerel deniz ürünleri toptan satış pazarı çalışanları veya buranın müşterileri olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak virüsün deniz hayvanlarına bulaştığına dair bir kanıt bulunmadı.

Dr. İlham Talat Kattan da Kovid-19’un söz konusu pazardaki konakçıdan (hayvan) yayıldığı ya da sıçradığı hipotezinin Tıbbi Moleküler Viroloji Dergisi’nin yeni yayınında güçlü bir şekilde desteklendiğini söylüyor. Bu dergide yapılan çalışma, Kovid-19’un SARS benzeri koronavirüsten alınan iki örnekle yakından ilişkili ve bağlantılı olduğuna, kaynağın ise yarasa olabileceğine işaret ediyor.

Aynı zamanda araştırmacıların bulguları, Kovid-19 virüsünün RNA (ribo nükleik asit) diziliminin, yarasalardaki virüsün insanlara geçmeden önce mutasyona uğramış olabileceğini gösteriyor. Ancak Kovid-19 diziliminin biyoinformatikleri üzerine daha ayrıntılı bir analiz yapıldığında, konakçının yılan olabileceği bilgisine de ulaşıldı.

Yarasalar ve yılanlar

Araştırmacılar, yeni koronavirüsü tarafından tercih edilen protein kodlarının bir analizini kullanarak bunları kuş, yılan, kirpi, yarasa ve insanlar gibi çeşitli hayvan ailelerinde bulunan koronavirüslerin protein kodlarıyla karşılaştırdı. Böylece şaşırtıcı bir şekilde, Kovid-19’a ait protein kodlarının yılandakilere çok benzer olduğu ortaya çıktı.

Yılanların da Vuhan kentindeki söz konusu pazarda yılanların da satılıyor olması, konakçı yarasalardan yılanlara, ardından ise insanlara geçtiği olasılığını artırıyor. Düşük sıcaklık, kötü hijyen koşulları, sağlık konusundaki eğitimsizliğin ise bu virüsün yayılmasına katkı sağladığı düşünülüyor. Virüsün soğuk ve sıcak kanlı konakçıların her biriyle nasıl ayrı ayrı uyum sağladığı ise henüz gizemini koruyor.

Salgın başlangıcında deniz ürünleri pazarının sterilize edilerek kapatılmasıyla, Kovid-19’un konakçı hayvanını izleme olasılığı zor bir hale geldi. Böylece virüsün kaynağını doğrulamak için piyasada satılan tüm hayvanlardan RNA örnekleri alınması engellenmiş oldu. Bu konuda yapılan çalışmalar, aşağıda verilen ve medyada da çokça bulunan tedbirlerin geliştirilmesi hakkında da genel bir fikir verdi.

Virüse yakalanma ve belirtileri

Virüsün yaşam döngüsündeki ilk bağlantı, konakçı hücrede protein S ve reseptörler arasındaki etkileşimler yoluyla başlar. Reseptörlere bağlanmasının ardından, virüsün konakçının hücreleri elde etmesi, aside bağımlı S proteinin bölünmesi ve çoğalması yoluyla olur. Bunu viral ve hücresel zarların kaynaşması izler. Ardından viral genom kaynaşarak sitoplazmaya yollanır.

Koronavirüs yaşam döngüsünde bir sonraki adım, genomik baskının RNA’dan çevrilmesidir. Aktif mutasyonun yattığı yer bu noktadır.

MERS-CoV ve SARS-CoV virüslerinin insanlarda ciddi hastalıklara neden olduğu bilinmekteyken Kovid-19 ile ilgili klinik durum ise henüz tam olarak anlaşılamamış bir şekilde sır olarak kalmaktadır. Ancak hafif veya şiddetli hastalık geçirildiği, ölüme de neden olduğu bilinmektedir.

Burun akıntısı, boğaz ve baş ağrısı, ateş, öksürük, halsizlik, koronavirüsün insan vücudunda gösterdiği bilinen belirtilerdendir. Aynı zamanda zatüre ve bronşit gibi alt solunum yolu hastalıklarına neden olabilir. Bu, kalp ve akciğer hastalığı olan ya da bağışıklık sistemi zayıf kişilerde, bebeklerde veya yaşlılarda daha yaygın bir durumdur.

Virüsün aktarılması

Bu bağlamda yapılan araştırmalar, virüse yakalanan herkesin hastalığı 1 ila 3 kişiye aktarabileceğini ortaya koydu. Zirâ bu, konakçıda var olduğu sırada kendi kendine bitebilecek ve kaybolabilecek bir virüs değil. Bu yüzden virüsün görüldüğü bazı ülkelerin salgının mevcut olduğu şehirleri kapatması ya da kısıtlayıcı önlemler alması, ölümcüllüğü sınırlayabilir.

Çinli bilim insanları, Kovid-19’a yakalandığı doğrulanmış olan kişilerin, söz konusu belirtileri göstermeden önce de bu virüsü bulaştırabileceğini tahmin ediyor. Belirti gösterme ve bir vaka haline gelme arasındaki süre ise virüsün kuluçka süresi olarak bilinen 1 ila 14 gün arasında değişiyor.

Örneğin SARS veya Ebola, yalnızca belirtiler ortaya çıktıktan sonra iletilen virüslerdir. Böylece virüsün yayılması daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir. Kovid-19’un böyle bir özelliği bulunmadığı için durum daha da karmaşıklaşıyor ve virüsle mücadele eden yetkililerin görevini zorlaştırıyorç

Imperial College London Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Profesörü Wendy Barclay, yeni tip koronavirüsü Kovid-19’un solunum ya da karşılıklı konuşma sırasında kişiden kişiye bulaşabileceğini ifade ediyor.

Yeni tip koronavirüs hakkında gizemini koruyan bir diğer husus ise şuanda henüz belirti göstermeden kuluçka döneminde olan kaç kişinin olduğunu bilmiyor olmamız! Burada şu soru ortaya çıkıyor: Şuanda henüz belirtileri göstermeyen vakalar var mı, varsa da antikor oluşturarak bağışıklık kazanmış olabilirler mi?

Bir hafta içinde 40 ila 2 bin kişiye yayıldığı göz önüne alındığında, virüsün yayılma hızının yüksek olduğu düşünülebilir. Ancak bu şekilde bir hesaplama yanıltıcı olabilir.

Yetkililerin vakaları tespit etme yeteneğinin gelişmesiyle çok sayıda vaka ortaya çıktı. Uzmanlar ise virüsün bulaştığı asıl kişi sayısının bildirilen vaka sayısından daha fazla olduğunu düşünüyor. Bu da ayrı bir gizem.

Imperial College London Bulaşıcı Hastalıklara Dair Uluslararası Analizleri Araştırma Merkezi tarafından yapılan açıklamada “Virüsün yayılmasının hafif veya şiddetli göğüs hastalıklarına neden olduğu görülüyor” ifadeleri kullanıldı.

Yılın herhangi bir zamanında virüsün bulaşması mümkün olsa da genellikle sonbahar ve kış aylarında yayılmasının daha kolay olduğu biliniyor.

Öksürmek, hapşırmak, el sıkışmak, kişisel temaslar, virüsün bulunduğu bir nesneye veya yüzeye dokunup ağız burun veya gözlere dokunmak virüsün yayılmasına neden olabiliyor.

Bu kapsamda, Kovid-19’a yakalanan hastalara bakan sağlık çalışanları ve vakalar ile yakın temas kuranlar, virüsten etkilenen ülke ve şehirlerden dönen gezginler, okullar, iş yerleri ve toplu taşımalar risk altında olan gruplar arasında.

Virüsle mücadelede henüz bir aşı çıkarılmaması ışığında, tedavi harici müdahaleler virüsle mücadeledeki en önemli stratejiyi teşkil ediyor. Şuanda ülkelerin yürüttüğü çabalar, virüsün yayılmasını önleme ve durumu kontrol altına alma üzerine yoğunlaşıyor.

Şuanda henüz belirtileri göstermeyen vakalar var mı, varsa da antikor oluşturarak bağışıklık kazanmış olabilirler mi?

Alınması gereken genel önlemler

-Ellerinizi sabun ve suyla en az 20 saniye boyunca yıkayın.

-Temiz olmayan ellerle göz, burun veya ağza dokunmayın.

-Herhangi bir hastalığı olan kişilerle yakın temas kurmayın.

-Hasta olan sizseniz mutlaka bir maske takarak çevrenizdekileri korumaya dikkat edin ve evde kalın.

-Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda tek kullanımlık bir peçere ile ağız ve burnunuzu kapatın.

-Eşya ve yüzeyleri dezenfekte etmeye ve temiz tutmaya dikkat edin.

-Düzenli olarak kullandığınız laptop veya bilgisayar gereçlerini, telefonu, çalışma masasını sık sık temizleyin.

-Giriş ve çıkışlara sterilizasyon araçları yerleştirin.

-Zorunlu durumlar hâricinde seyahatlerinizi iptal edin veya erteleyin. Seyahat ettiğiniz taktirde mutlaka tıbbi maske kullanın.

-El dezenfektanınızı yanınızdan ayırmayın.

Kaynak: Şarku’l Avsat

Göz Atın

Ataşehir Kayışdağı Mahallesi’nde Uyuz Köpekler Tehlike Saçıyor

İstanbul Ataşehir ilçesi Kayışdağı Mahallesi’nde kendilerini kaşıyan Köpeklerin uyuz hastalığını sokaklarda insanlarada yaydığı iddia ediliyor. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir