Anasayfa / Gündem / Dedeşen Tarihi Camii ve Türbesi Tadilatı Yapılıp Turizme Açılıyor

Dedeşen Tarihi Camii ve Türbesi Tadilatı Yapılıp Turizme Açılıyor

Ardahan Köprülü Beldesi’ne bağlı Dedeşen mahallesi’nde Tarihî Camii ve Türbesi’nin tadilatı ve inanç Turizimine açılması için Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğünce Mayıs ayında ihale yapılacağı ve Haziran ayı itibari ile Restarosyon ve Tadilat çalışmaları başlayacağı açıklandı.
.
Köprülü Belediye Başkanı Yücel Akkoç sosyal medya sayfasında yaptığı açıklamada ” Köprülü Belediyesi Dedeşen mahallemizin Tarihî Camii ve Türbesinin tadilatı ve inanç Turizimine açılması için bugün Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğünde yaptığımız görüşmede Mayıs ayında ihale yapılacak. Haziran ayı itibari ile Restarosyon ve Tadilat çalışmaları başlayacak. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyin talimatıyla ve Bölge Milletvekilimiz Sayın Orhan Atalay beyin işi Ankarada Takip etmesinde dolayı kendilerine Teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun” dedi.
.
Ardahan Göle ilçesine bağlı Köprülü Beldesi (Koreveng) mahallesi olan Dedeşen köyü yerleşim alanın yakınındaki tepede devasa büyüklükte bir yer altı çarşısı, çarşının üstünde ise hanların bulunduğunu biliniyor. Köyde ayrıca tarihi Tarihî Camii ve Türbesini çeşme ile hamamın da bulunuyor.Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferine çıktığı sırada, o dönem köyün bulunduğu alandaki handa yaşayan Şeyh Ahmedi Kebir ve Şeyh Mehmedi Kebir adlı iki kardeşin orduyu misafir ettiği günümüze kadar analatılır. Kardeşlerin fakir olmalarına rağmen tüm askerlerin heybesini yiyeceklerle doldurup sefere uğurladığı, Yavuz Sultan Selim, bu misafirperverlik dolayısıyla yerleşim alanını Ahmedi Kebir ve Mehmedi Kebir kardeşlere bırakıp sefere devam ettiği analatılır. Yavuz Sultan Selim köyden ayrılırken de iki kardeşe köyde ilelebet huzurlu yaşamalarını dileyerek, köyün ismini Dedeşen koyduğu biliniyor.  Köyün kurucusu olduğu ileri sürülen Şeyh Ahmedi Kebir ve Şeyh Mehmedi Kebir’in türbesi köyün hemen çıkışında bulunuyor. Mezarları türbenin içinde yer alan iki kardeşin yanında onlarca mezarda ise Arapça yazılı kitabede kendilerine bağlı olanlar yatıyor. Köyün ismi halen Dedeşen olarak devam ediyor.
.
DEDEŞEN KÖYÜ CAMİİ VE TÜRBESİNİN TARİHÇESİ
.
Yavuz Sultan Selim’in 1514 yılında Çaldıran Seferinden dönerken ordusunun bir kolunun Dedeşen köyünün bulunduğu dağın yamaçlarında konakladığı söylenmektedir. Ordununu Konakladığı bu alanda iki kardeşin yaşadığı bu şahısların Şeyh Ahmedi Kebir ve Şeyh Mehmedi Kebir olduğu söylenmektedir. Bu zatlar Yavuz Sultan Selim Hanın ordusuna ikramda bulunmak ve orduya yemek ikram etmek istediklerin ordu komutanına söylerler, komutan bu zatları kırmak istemez ancak koca orduyu nasıl doyuracaklarını da merak ederek ikramı kabul eder. Şeyh Ahmed ve Mehmed iki kazan yemek yaparak koca Osmanlı ordusunu ikramları ile doyururlar ancak kazanlarındaki yemeklerde herhangi bir eksilme olmaz. Sultan zatların Allah Dostu olduğunu anlar ve bu zatlara kendiside ikramda bulunmak ister ancak Allah dostları herhangi bir ikram kabul etmezler. Sultanın ısrarı üzerine bulundukları alanda köy kurmak istediklerini beyan ederler. Bunun üzerine komutan bu zatlara hitaben ”dede şen olasınız” Diyerek ordunun konakladığı alana yerleşmelerine izin verir. Bu tarihten sonra yerleşkenin adı Dedeşen olarak tanınır.
 
Dedeşen Köyü’nde Osmanlı döneminde cami ile birlikte türbe, çeşme, hamam ve medrese yapılmıştır. Bunlardan cami, türbe ve çeşme günümüze ulaşabilmiş, harap haldeki hamam samanlık olarak kullanılmaktadır. Medreseden ise hiçbir kalıntı bulunmamaktadır.
 
Cami tek kubbeli Osmanlı mimarisine göre yapılmıştır. Kare kaideli kesme taştan caminin önünde bir de son cemaat yeri olduğu, konsol, sütun kaidesi ve sütun gövdesi gibi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Batıdan içerisine girilen caminin üzeri pandantiflere dayanan bir kubbe ile örtülüdür. İç mekandaki mihrap ve minberin sanat tarihi yönünden bir özelliği yoktur. İç mekanın kuzeybatı köşesinde orijinal minareye ait merdiven bulunmaktadır. Bu merdivenden bugün kadınlar mahfiline çıkış sağlanmaktadır. Batıdaki girişin soluna 1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından silindirik gövdeli ve tek şerefeli bir minare eklenmiştir.Ayrıca köyümüzde bugüne krdar pek az kişinin bildiği birde kapalı çarşısı vardır. Zamanla kaybolan birde konağı vardır.
 
Caminin yanındaki hazirede 18.-19. yüzyıla ait tarih ve sanat tarihi yönünden önemli mezar taşları bulunmaktadır.
 
Dedeşen Köyü’nde bulunan bu caminin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Mimari üslubundan ötürü XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlı döneminde Dedeşen Köyü’nde cami, türbe ve çeşme gibi yapıların bulunduğu göz önüne alınacak olunursa XV.yüzyıl Osmanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir. Yavuz Sultan Selim’in ordusunun bir kolunun 1514 yılında Çaldıran Seferinden dönerken burada konakladığı söylenmektedir. Yöre halkı arasındaki yaygın bir söylentiye göre Yavuz Sultan Selim’in ordusunun konakladığı bu köyde; komutanın Şeyh Ahmed’in ikramından memnun kalmış ve beğenisini “Dede Şen Olasın” diyerek ifade etmiştir. Bu olaydan sonra köyün adı Dedeşen olarak tanınmıştır.
 
Dedeşen Köyü’nde Osmanlı döneminde cami ile birlikte türbe, çeşme, hamam ve medrese yapılmıştı. Bunlardan cami, türbe ve çeşme günümüze ulaşabilmiş, harap haldeki hamam samanlık olarak kullanılmaktadır. Medreseden ise hiçbir kalıntı bulunmamaktadır.
 
Cami tek kubbeli Osmanlı üslubunda yapılmıştır. Kare kaideli kesme taştan caminin önünde bir de son cemaat yeri olduğu, konsol, sütun kaidesi ve sütun gövdesi gibi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Batıdan içerisine girilen caminin üzeri pandantiflere dayanan bir kubbe ile örtülüdür. İç mekandaki mihrap ve minberin sanat tarihi yönünden bir özelliği yoktur. İç mekanın kuzeybatı köşesinde orijinal minareye ait merdiven bulunmaktadır. Bu merdivenden bugün kadınlar mahfiline çıkış sağlanmaktadır. Batıdaki girişin soluna 1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından silindirik gövdeli ve tek şerefeli bir minare eklenmiştir.
 
Caminin yanındaki hazirede XVIII.-XIX.yüzyıla ait tarih ve sanat tarihi yönünden önemli mezar taşları bulunmaktadır. (Kaynak: Wikipedia)

Göz Atın

Cemil Kırbayır’ın dosyası kapatılma talebiyle Yargıtay’da

“Benim evladım gelir diye kapıyı bacayı açık bıraktım. Ay geçti, gün geçti, sene geçti benim …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir