Anasayfa / Gündem / Cemal Uygur: Memleket Sevgimiz İçin Ardahan’a Yatırım Yapıyoruz

Cemal Uygur: Memleket Sevgimiz İçin Ardahan’a Yatırım Yapıyoruz

İstanbul Ardahan İl Derneği, Türkiye Azerbeycan Derneği, Kura Nehri Koruma Derneklerinde Başkan yardımcısı Makina Mühendisi Cemal Uygur, Ardahan’da yaptığı yatırımı, Sanayi sektörü ve STK’lar için Siyasal Yaşam Gazetesi imtiyaz sahibi Erkan Sarıkaya’ya önemli açıklamalarda bulundu.

Siyasal Yaşam : Cemal Uygur kimdir ?

Cemal Uygur: 1953 Ardahan ,Büyük Sütlüce köyü doğumluyum. İlk ve orta okulu Ardahan’da okudum. Liseyi İstanbul Haydarpaşa lisesinde yatılı olarak okudum. Hiç yıl kaybım olmadı , 22 yaşında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden mezun oldum. Üç erkek kardeşiz, üçümüz de aynı okullarda okuduk.
İş hayatına profesyonel yönetici ve mühendis olarak fabrikalarda şef olarak başladım ve genel müdürlüğe kadar yükseldim. Hem çalıştım ve hem de kurslarda yabancı dil öğrendim. Almanca ve İngilizce biliyorum. Şirketlerde çalışırken yurtdışı firmalarla görüşmelerimiz oldu. Yurt dışındaki firmaların teknolojilerini , çalışma tarzlarını ve yaşam şekillerine tanık oldum.
Belli bir döneme geldikten sonra bazı şartların oluşması neticesinde fabrikadan ayrıldım ve 1996 yılında Hazar El Aletleri Ltd.Şti. ni kurdum. Ancak devletimizin yanlış ticaret politikaları nedeniyle Çin’den çok ucuz ürün geldiğinden el aletleri üretimine geçemedik, otomotiv yan sanayi olarak üretim yaptık. Yaklaşık on yıl Almanya’da dört firmaya ihracat da yaptık. 2016 yılından itibaren planlı olarak otomotiv yan sanayi sektöründen yavaş yavaş çıkıyoruz. Bu arada emeklilik çağlarımda eşimle birlikte memleketimiz Ardahan’a küçük bir yatırım yapma kararı aldık.
Asıl yatırım konusu olarak “yapı ve makine elemanları” nı seçtik. Ardahan’a çevre illerde olmayan “ elektrostatik toz boya tesisi”, “ sıcak dövme hattı” ve “ soğuk şekillendirme makineleri” gibi önemli yatırımlar yapıyoruz. Bu yatırımlara sanayinin alt yapıları diyebiliriz.

Siyasal yaşam : Ardahan’da bir yatırımınız oldu. Faaliyet alanınız ve karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Cemal Uygur: Ana faaliyet alanımızı “ demir mobilya “ ve “ demir dekorasyon ürünleri “ ile “ bahçe el aletleri ve ekipmanları “ olarak özetliyebiliriz. Yapı sektörüne yönelik metal parçalar da söz konusudur. Ürünlerimizi “ kura art “ instegram hesabı kanalıyla pazarlıyoruz.
Karşılaştığımız zorluklara gelince, Ardahan yatırım alt yapısı yeterli olmayan bir yer. Bir kere alt yapısı hazır bir sanayi sitesi yok. Eski Hanak yolunda organize sanayi bölgesi yapılmış ancak elektrik dışında alt yapısı tamamlanmamış. Doğru dürüst yolu bile yok. Yetmişli yıllarda şehrin girişinde yapılmış olan küçük sanayi sitesinde bir atölye kiralayıp işe başlama kararı aldık. Atölye harabe haldeydi,ilk yıl tamirini ve bakımını yapabildik. İkinci yıl makine yerleştirme ve elektrik bağlama ile uğraştık. Burada da altyapı yetersizliği var. Ayrıca elektrik bağlantısı yetersiz. Atölyelerde 12 KW elektrik gücü var, elektrik hattı yetersiz. Diğer altyapı olan su giderleri çok kötü,yağmur yağınca birikim oluyor. Etraf dağınık ve çöp toplama yetersiz.
Biz Kars ve Iğdır’da daha iyi imkanlar olmasına rağmen memleket sevgimiz için Ardahan’da yatırım yaptık. Önceleri çok ortaklı şirket kurmak istedik, mümkün olamayacağını anladıktan sonra arkadaşlarımızın da tavsiyesi üzerine tek başımıza aile şirket olarak yatırım kararı aldık. Hedefimiz iç pazarımız dışında başta Gürcistan ve Azerbaycan’a ihracattır.
Ardahan ‘a yatırım için çok özel teşvikler verilmesi gerek. Ardahan teşvik açısından 6. Bölgede,Diyarbakır’da aynı kategoride,Malatya’da Urfa’da aynı şekilde. Düzce ile Ardahan arasında teşvik hususunda çok fark yok. Bu şekilde yatırım gelmez Ardahan’a. Yatırım için gelenlere ise yerel yönetimler ilgi göstermesi ve destek olması gerek. En büyük destek ise sanayi sitesinin altyapısını güçlendirmek olmalıdır.

Siyasal yaşam : İstanbul’daki STK’ların çalışmalarını nasıl görüyorsunuz ?

Cemal Uygur: Şimdi burada dernekler çok eleştiriliyor.ama sivil toplum kuruluşları önemli görevler yapıyorlar. Ayrıca hemen hemen her dernek yılda bir kere kaz gecesi düzenliyor. Böylece hem hemşerilerimizi bir araya getiriyorlar, tanışma fırsatı sunuyorlar ve hem de kaz yetiştiricilerine kaynak aktarıyorlar. Eleştiriler doğru değil, herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Siyasal yaşam : Sanayi tarihi konusunda araştırmalarınız var. Çalışmalarınızı bir kitap haline getirmeyi düşünüyor musunuz ?

Cemal Uygur: Aslında ben 7 yıldan beri yakın dönem Türk tarihini araştırıyorum. Aydınlanma döneminin başlangıcı sayılan 2. Mahmut döneminden cumhuriyetin kuruluş tarihine kadar olan çalkantılı dönemi araştırmak ihtiyacı hissettim. Tarihçilerin bu döneme ait bilgileri ve fikirleri arasında çok fark var. Bir mühendis olarak analitik düşünce sistematiği ile dönemin olaylarını objektif olarak analiz etmek ve tarihi olayları matematiğin imkanlarıyla doğru değerlendirmek istedim.
Konu ile ilgili kitapları kitap fuarlarında ve sahaflarda araştırıp bulup inceliyorum. Araştırmalarım sırasında özellikle sahaflarda Osmanlı sanayi tarihi ve iktisat tarihi ile ilgili kitaplara rastladım ve sanayi tarihini ayrıca inceledim. Aşağı yukarı bir kitap yazacak kadar bilgim ve kaynağım var. Sanayi tarihi yazmak için önemli bir zaman ayırmak lazım, roman yazmaya benzemez, içinde rakamlar var doğru bir şekilde aktarmak lazım.

Siyasal yaşam : Ardahan’a gittiğinizde hangi eksiklikler dikkatinizi çekiyor ve neler yapılabilir ?

Cemal Uygur: Ardahan’da 97 yılda devletin bir fabrikası olmadığı gibi, fabrika kurabilecek kişi veya gruplara fabrika kuracak ortamı devlet sağlamamış. Bu Türkiye’nin genel sanayi politikasının bir sonucu. Özellikle Kuzey Doğu Anadolu bölgesinde sanayisizleştirme politikası daha belirgin. Turgut Özal’ın ilk Kars Süt Fabrikasını özelleştirmesi tesadüf değildir bana göre. Bir diğer sanayisizleştirme delili ise teşvik sistemdir. Ardahan 6. Bölgededir, Diyarbakır, Malatya ve Urfa’da 6. Bölgede. Bunun dışında Düzce ile Ardahan arasında teşvik bakımından çok bariz fark yoktur. Düzce dururken Ardahan’a ancak bizim gibi memleketseverler gelir ancak.
Yatırım teşviki için yapılması gereken Ardahan Küçük Sanayi Sitesinin alt yapı sorunlarının giderilmesi ve sonra Ardahan Organize Sanayi Bölgesinin alt yapı sorunlarının giderilmesi ve de 500,1000,2000 metrekarelik fabrika binalarının devletçe yapılması ve sanayiciye bedelsiz kullanma hakkı verilmesidir. Milyarlık Karabük Demir Çelik Fabrikasının bir TL karşılığında Karabük halkına ve çalışanlara verildiğini unutmayalım.
Gelişmiş bir ülke olan Almanya’nın Doğu Almanya firmalarını bir Mark karşılığında çalıştırılmak şartıyla özelleştirildiğini ve yerel yönetimlerin bu firmalara her türlü desteği verdiğini biliyoruz.
Bunun dışında İzmir İktisat Kongresi’nde sanayi ürünlerinin % 30 daha ucuz taşınması kararı alınmıştı. Sanayisi gelişmiş Marmara bölgesinin dışındaki firmaların ürünlerinin nakliye maliyetlerini azaltacak hatta kaldıracak tedbirler alınmalıdır.

Siyasal Yaşam : ülkemizin son dönemdeki ekonomik durumunu nasıl görüyorsunuz ?

Cemal Uygur : 1950 tarihinden beri sanayi ve ticaret bakanlarının özgeçmişini incelediğimizde hiç birinin sanayi sektöründe çalışmış olduğunu görmüyoruz, karar verici seviyedeki üst düzey bürokratların da aynı şekilde sektörü bilmeyenlerden olduğunu tahmin etmek güç değil. Konu ile ilgili televizyon programlarında da gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerin görüş açıkladığını görüyoruz. Takdir edersiniz ki bunlar da kulaktan duyma bilgiler dışında seyirciye verecekleri fazla bir şey yoktur. Sektörde uzun süre çalışan ya da reel sektörü yakından inceleyen kişiler ancak doğru bilgileri topluma verebilirler. Körler sağırlar birbirlerini ağırlar pozisyonundadırlar. Bundan dolayıdır ki gerek sanayi ve gerekse tarımsal üretimin sorunları hususunda doğru teşhis konamıyor ve dolaysıyla doğru tedavi de yapılamıyor. Başı kesilmiş tavuk gibi durmadan karar değiştiriliyor.
1950 li yıllarda Kore’ye asker gönderdik. 1980 yılına kadar Türkiye Güney Kore’den iyi durumdaydı. Bugün Güney Kore 12.büyük ekonomi durumunda, biz ise 20.büyük ekonomiden düşmek üzereyiz. Sebebi yukarıda bahsettiğim gibi kararları sektörü bilmeyenlerin alması nedeniyledir.

Siyasal Yaşam : Son günlerde ülkemizde bir ekonomik kriz olduğu söyleniyor. Sizce ekonomik kriz var mı ?

Cemal Uygur : Var. Bu son ekonomik kriz daha uzun sürecek, çünkü yapısal bir kriz. Bugünkü yönetim şekli ile de bağlantılı bir kriz. Bunun üstüne bir de virüs salgını krizi de tuzu biberi oldu. Çözüm çağa uygun bir yönetim ile döviz kazandırıcı sektörlere ağırlık vermekten geçer. Çağa uygun yönetim demek, kararların alttan üste doğru katılımcı bir şekilde alınması ve kararın sonuçlarının şeffaf bir şekilde izlenmesi demektir. Döviz kazandırıcı sektörler de başta sanayi ve turizmdir. Ayrıca üzere tarım ve madenlerimizin işlenerek ihracatı da önemlidir. Bir diğer döviz kazandırıcı sektör yurt dışı müteahhitlik hizmetleri ve taşımacılıktır. Sanayinin bir diğer önemi ise sanayimizin gelişmesine bağlı olarak savunma sanayimiz de gelişebilir olmasıdır.

Siyasal Yaşam : Çin’den yapılan ithalat yerli sanayiyi etkiliyor mu ?

Cemal Uygur: Tabiiki etkiliyor. Çin’deki çalışma şartları ve Çin devletinin sanayiciye katkıları Türkiye ile kıyaslanamaz bile. Ayrıca AKP iktidara geldiğinden beri, hatta Kemal Derviş döneminden beri “yüksek faiz düşük kur” politikası izlenmiştir. Bu politika ithalatı cazip hale getirmiş,yerli sanayicilerin kan kaybetmesine neden olmuştur. 2014 yılına kadar bu politika sürdü ve ihracata dönük şirketler bundan çok zarar gördü. 2014 yılından sonra artan cari açık ve döviz rezevrinin düşmesi neticesinde dövizde yükselme mecburi oldu. Son zamanlarda bazı ithal ürünlere vergi konduğunu ve bu şekilde ithalatın yavaşlatılmasına çalışıldığını görüyoruz. Doğru politika ise düşük faiz ve yüksek kur politikasıdır, ta ki cari açık olmayana kadar.

Siyasal Yaşam : Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı ?

Cemal Uygur : Türkiye’nin teknolojik düzeyi konusunda konuşulan yanlış şeyler var. Bunun sebebi de yine aynı , bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar teknoloji hakkında ahkam kesiyorlar. Bunlar yine gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerdir.
Türkiye’nin teknolojisi düşük değil, tam tersi Türkiyr’nin teknolojik düzeyi ortanın çok üstündedir. Sorun Türkiye’deki şirketlerin yapısının küçük olması ve sermaye yetersizliğidir. Türkiye’deki ilk 100 firmanın cirosu , Samsung firmasının cirosunun yarısı bile değildir. Bu son cümle sizlere yeterli fikir vermiştir umarım.
Türkiye’nin teknolojik düzeyi düşük diyenlerin bu fikre varması,ihracatın içinde yüksek teknolojik ürünlerin oranının düşük olmasını görmelerinden dolayıdır. Ancak çok sıradan bir ürünü üretmek için bile çok yüksek teknoloji kullanılabilir, eğer yeterli miktar söz konusu ise. Örneğin ; bir adet çay kaşığı üretmek isterseniz ise bunu el yardımıyla basit alet kullanarak üretebilirsiniz ve doğrusu budur, yok eğer on milyon adet üretecekseniz tam otomatik el değmeden bir tesis kurarak da çay kaşığı üretebilirsiniz ve çok yüksek teknoloji de kullanmış olursunuz.

Göz Atın

Cemil Kırbayır’ın dosyası kapatılma talebiyle Yargıtay’da

“Benim evladım gelir diye kapıyı bacayı açık bıraktım. Ay geçti, gün geçti, sene geçti benim …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir